Tarih boyunca toplumları dönüştüren en dinamik unsur olan göçler, sadece coğrafi bir yer değiştirme değil; yeni kültürlerin, idare biçimlerinin ve modern millet yapılarının temel taşıdır. İslam geleneğindeki hicret bilinci ve vatan savunmasıyla harmanlanan bu süreç; aşiretten kavme, kavimden ise modern millet anlayışına uzanan sosyopolitik bir evrimi temsil eder. Osmanlı İmparatorluğu, bu dönüşümü çok uluslu ve hoşgörü odaklı bir yapıyla yöneterek, bünyesindeki farklı unsurları zorla asimile etmek yerine 1864 Vatandaşlık Kanunu gibi modern hukuki adımlarla "eşit vatandaşlık" potasında birleştirmiştir. Hem Osmanlı hem de Türkiye Cumhuriyeti, tarihsel süreçte zulümden kaçan topluluklar için güvenli bir liman olmuş, bu göç dalgalarıyla zenginleşen toplumsal yapısı sayesinde bugünkü milli kimliğinin temellerini atmıştır.
Etnik sözcüğü eski Yunanca, ulus anlamına gelen "ethnos" sözcüğünden türemiştir. Sıfat hali olan "ethnicus" ile Latinceye giriş yapar. 14.-19. yüzyıllarda "yabancılar, ötekiler, bizimle aynı dini payl...
20. yüzyılın ortaları, sosyal bilimlerin yöntemsel ve kuramsal açıdan yeniden yapılandığı bir dönemi ifade eder. II. Dünya Savaşı sonrasında değişen dünya düzeni, yalnızca siyasal ve ekonomik alanları...
“Gerçekten önemli olan bir tek felsefe sorunu vardır, intihar. Yaşamın yaşanmaya değip değmediği konusunda bir yargıya varmak, felsefenin temel sorusuna yanıt vermektir.'' Albert Camus - Sisifos Söyl...
Tam adıyla Ebü’l-Fütûh Şihâbüddîn Yahyâ b. Habeş es-Sühreverdî el-Maktûl (ö. 587/1191), İslam düşünce tarihinde özgün bir felsefi sistem kurmuş ve bu yönüyle klasik geleneğin sınırlarını zorlamış bir...
Karşılaşıyoruz yine, Bir uykudan uyanır gibiyim. Uzun zaman geçmiş, Belki bir asır kadar. Görmeyeli çok değişmiş buralar, Değişenin değiştiği bir çağdayız. Bak bu olanlara, Bak bu...
Bu alan sadece üyeler içindir. Bu alanı görüntülemek için lütfen Giriş Yap veya Kaydol